Pavlov'un köpeği hangi ders ?

Onur

Yeni Üye
Bildirim geliyor → uygulamayı açıyoruz → ilginç içerik görüyoruz → ödüllendirici bir deneyim yaşıyoruz.

Bu döngü tekrarlandıkça belirli bildirim seslerinin veya uygulama simgelerinin bizde otomatik bir yönelme davranışı oluşturması şaşırtıcı değil.

Fakat burada klasik koşullanma ile ödüle dayalı davranış öğrenmesini birbirine karıştırmamak gerekiyor. Modern dijital davranışları açıklamak için birden fazla öğrenme mekanizmasını birlikte değerlendirmek daha doğru olur.

Kadınlar ve Erkekler Pavlov Deneyine Farklı mı Bakar?

Bu konuda özellikle dikkatli olmak gerektiğini düşünüyorum.

“Erkekler stratejik düşünür, kadınlar empati kurar” gibi kesin cümleler bilimsel açıdan fazla kaba genellemelerdir. İnsanların düşünme biçimleri cinsiyetten çok bireysel deneyimler, eğitim, kişilik, kültür, sosyal çevre ve mesleki geçmiş gibi birçok değişkenden etkilenebilir.

Buna rağmen forum tartışmasını zenginleştirmek amacıyla farklı bakış açılarını bir varsayım olarak ele alabiliriz.

Örneğin bazı erkek katılımcılar Pavlov deneyine daha sonuç ve mekanizma odaklı yaklaşabilir: “Hangi uyarıcı verildi, kaç tekrar yapıldı, davranış ne kadar değişti, deney nasıl ölçüldü?”

Bazı kadın katılımcılar ise aynı deneyin hayvan refahı, ilişki, bakım ve deneyin etik boyutu üzerinden değerlendirilmesine daha fazla önem verebilir.

Ama bunun tam tersini düşünen sayısız erkek ve kadın da olacaktır.

Bence asıl değerli nokta burada. Aynı bilimsel deney, farklı insanların zihninde farklı sorular oluşturabilir.

Bir kişi “Bu mekanizma nasıl çalışıyor?” diye sorarken bir başkası “Bu deney hayvana nasıl davranıldığını bize ne söylüyor?” diye sorabilir.

İyi bir forum tartışması da zaten bu farklılıkların ortaya çıkmasıyla başlar.

Pavlov’un Deneyleri Hayvan Deneyleri Tartışmasına Nasıl Bağlanıyor?

Pavlov’un dönemindeki bilimsel standartlarla günümüzün hayvan araştırmaları anlayışı arasında ciddi farklar bulunuyor.

Bugün hayvan araştırmalarında etik değerlendirme, gereksiz acının azaltılması ve mümkün olduğunda alternatif yöntemlerin geliştirilmesi önemli konular.

Dolayısıyla Pavlov’un çalışmalarını değerlendirirken sadece “ne keşfetti?” diye değil, “bu bilimsel bilgi hangi yöntemlerle elde edildi ve bugün aynı soruyu daha etik yollarla nasıl araştırabiliriz?” diye de düşünmek gerekiyor.

Bu, bilimin gelişiminin güzel bir örneği.

Bilimsel bilgi sabit bir paket değil. Bir araştırmanın sonucu değerli olabilirken kullanılan yöntemler sonraki dönemlerde yeniden değerlendirilebilir.

Klasik Koşullanma Gerçekten Bu Kadar Basit mi?

Hayır.

Eski ders kitaplarında bazen süreç fazla mekanik anlatılabiliyor. Sanki “zil + yemek = salya” formülü her koşulda çalışıyormuş gibi bir izlenim ortaya çıkıyor.

Oysa çağdaş öğrenme araştırmaları çok daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor.

Örneğin koşullanmanın gerçekleşmesinde uyarıcıların yalnızca birlikte ortaya çıkması yeterli değil. Aralarındaki ilişki, zamanlama, tahmin edilebilirlik ve organizmanın biyolojik özellikleri önem taşıyor. Güncel kaynaklarda ayrıca genelleme, sönme, koşullu engelleme ve uyarıcılar arasındaki ilişkiler gibi çok daha ayrıntılı süreçler inceleniyor. Amerikan Psikoloji Derneği+1

Bu nedenle Pavlov’un köpeğini “insanlar dışarıdan gelen her uyarıcıya mekanik şekilde tepki verir” şeklinde yorumlamak doğru olmaz.

Tam tersine, modern koşullanma araştırmaları organizmanın çevresinden gelen bilgiyi nasıl seçtiğini ve hangi ilişkileri öğrendiğini anlamaya çalışıyor.

Sönme: Öğrenilmiş Bir Tepki Tamamen Yok Oluyor mu?

Pavlovcu koşullanmanın en ilginç taraflarından biri de sönme kavramıdır.

Eğer koşullu uyarıcı artık beklenen sonuçla birlikte sunulmazsa koşullu tepki zaman içinde azalabilir.

Örneğin daha önce yemekle ilişkilendirilmiş bir ses sürekli olarak yemek olmadan duyulursa tepki giderek zayıflayabilir.

Ancak burada da “öğrenme tamamen silindi” demek doğru değildir.

Çağdaş öğrenme araştırmaları, sönmenin her zaman eski öğrenmenin tamamen ortadan kalkması anlamına gelmediğini; yeni öğrenmenin eski ilişkinin üzerine eklenebileceğini ve bazı koşullarda eski tepkinin yeniden ortaya çıkabileceğini tartışıyor. Amerikan Psikoloji Derneği

Bu fikir günlük yaşam açısından inanılmaz derecede önemli.

Bir insan bir korkusunu yenmiş olabilir. Ancak uzun süre sonra benzer bir durumla karşılaştığında eski korkunun bir miktar geri dönmesi mümkündür.

Bu nedenle psikolojik öğrenme çoğu zaman bilgisayardaki bir dosyayı silmek gibi değildir.

Eğitim Sisteminde Pavlov’dan Ne Öğrenebiliriz?

Bence Pavlov’un eğitim açısından en önemli mesajı “öğrenciye sürekli ödül verin” değildir.

Daha temel bir mesaj var:

Öğrenme, deneyimler arasındaki ilişkilerden etkilenir.

Bir öğrenci matematik dersini sürekli başarısızlık, azar veya utanç duygusuyla ilişkilendirirse matematik kitabını açmak bile zaman içinde olumsuz duygular oluşturabilir.

Buna karşılık aynı ders başarı, merak, destek ve ilerleme hissiyle ilişkilendirilirse öğrencinin derse yaklaşımı farklılaşabilir.

Burada öğretmenin davranışı yalnızca bilgi aktarmakla sınırlı kalmaz. Öğretmenin sınıf atmosferi, hata karşısındaki tutumu ve öğrencinin kendisini güvende hissedip hissetmemesi de öğrenme deneyiminin bir parçasıdır.

Bu nedenle eğitim psikolojisi açısından Pavlov’un çalışmasını yalnızca hayvan deneyinden ibaret görmek büyük bir fırsatı kaçırmak olur.

Gelecekte Pavlov’un Köpeği Bize Ne Anlatabilir?

Gelecekte klasik koşullanma araştırmalarının yapay zekâ, nörobilim, davranış ekonomisi ve dijital teknolojilerle daha fazla kesişmesi muhtemel.

Özellikle insanların dijital ortamlarda nasıl alışkanlık geliştirdiği önemli bir araştırma konusu olmaya devam ediyor.

Akıllı telefonlar, oyunlar, sosyal medya, çevrim içi alışveriş ve kişiselleştirilmiş reklamlar insan davranışının ölçülebilir hale gelmesini sağlıyor.

Ancak burada ciddi bir etik soru ortaya çıkıyor:

İnsanların davranışlarını tahmin edebilmek ile onları yönlendirmek arasındaki sınır nerede başlıyor?

Bir uygulama hangi içeriği sevdiğimizi öğrenebilir.

Peki bunu kullanarak bize daha fazla içerik göstermek etik olarak ne kadar kabul edilebilir?

Bir reklam şirketi hangi görüntülerin bizde olumlu duygular oluşturduğunu tespit edebilir.

Peki bunu satın alma kararlarımızı etkilemek için kullanması nerede manipülasyona dönüşür?

Pavlov’un köpeğinden yüz yılı aşkın süre sonra asıl büyük tartışma belki de burada yatıyor.

Artık yalnızca “bir canlı nasıl öğrenir?” sorusunu sormuyoruz.

“Bir canlının nasıl öğrendiğini bilen kişi bu bilgiyi ne amaçla kullanmalı?” sorusunu da sormamız gerekiyor.

Sonuç: Pavlov’un Köpeği Hangi Dersin Konusu?

Sorunun kısa cevabı psikoloji, özellikle öğrenme psikolojisi ve klasik koşullanma.

Fakat ayrıntılı cevap bundan çok daha geniş.

Pavlov’un köpekleri fizyolojiden psikolojiye, davranış bilimlerinden nörobilime, eğitimden klinik psikolojiye, reklamcılıktan tüketici davranışlarına kadar uzanan bir bilimsel düşünce zincirinin parçası.

Pavlov’un en büyük katkısı belki de zil çalınca köpeğin salya salgılamasını göstermek değildi. Daha büyük katkı, davranışın sistematik biçimde gözlemlenebileceğini, öğrenmenin deneysel olarak araştırılabileceğini ve çevredeki olaylar arasındaki ilişkilerin davranışı değiştirebileceğini göstermesiydi.

Bugün bu nedenle Pavlov’un köpeği bir “psikoloji sorusu” olmaktan çok daha fazlası.

Bir bakıma hepimize şu soruyu sorduruyor:

Günlük hayatta verdiğimiz tepkilerin hangileri gerçekten bizim bilinçli seçimimiz, hangileri ise geçmiş deneyimlerimizin bize öğrettiği otomatik çağrışımlar?

Ve daha da önemlisi:

Teknoloji şirketleri, reklamcılar, eğitimciler ve hatta bizler kendi davranışlarımızı başkalarının davranışlarını şekillendirmek için kullandığımızda bunun sınırı nerede olmalı?

Bence Pavlov’un bugün hâlâ ilginç olmasının asıl nedeni tam olarak bu. Köpeklerin zil sesine verdiği tepki artık klasik bir ders örneği olabilir; fakat insan davranışının nasıl şekillendiği sorusu hâlâ son derece güncel.

Amerikan Psikoloji Derneği+2Nobel Prize Educational Games+2
 
Üst