Bir noktadan sonra marka bize yabancı gelmiyor.
Ama tanıdıklık ile yerellik aynı şey değil.
Colgate-Palmolive bugün 200'den fazla ülke ve bölgede ürünlerini satan küresel bir şirket olduğunu belirtiyor. Palmolive de şirketin kişisel bakım markaları arasında yer alıyor.
Bu nedenle Palmolive'in Türkiye'deki varlığı, markanın Türk markası olduğunu değil, küresel bir markanın Türkiye pazarında güçlü biçimde faaliyet gösterdiğini gösteriyor.
Aslında küreselleşmenin günlük hayattaki en güzel örneklerinden biri bu.
Şampuan banyoda Türkçe konuşuyor, şirket New York merkezli, ürün Türkiye'de üretilmiş olabilir, kullanılan ham maddelerin tedarik zinciri ise birden fazla ülkeye uzanabilir.
Global ekonomi bazen gerçekten “kahvaltıda menemen, öğlen toplantı, akşam uluslararası tedarik zinciri” şeklinde yaşanıyor.
Palmolive'in geçmişi düşündüğümden çok daha eskiymiş
Benim özellikle dikkatimi çeken noktalardan biri markanın yaşı oldu.
Palmolive'in tarihi 1898'e kadar uzanıyor. Colgate-Palmolive'in resmi tarihçesine göre Palmolive Soap ilk kez o yıl tanıtılıyor. Marka daha sonra 1926'daki Palmolive-Peet birleşmesi ve 1928'deki Colgate birleşmesiyle bugünkü şirket yapısına doğru ilerliyor.
Yani bugün duşta elimizde tuttuğumuz şişenin arkasında bir asırdan uzun süren bir marka hikâyesi var.
Bu da bana şunu düşündürüyor:
Bir ürünün “yerli” veya “yabancı” olması, onun kalitesini otomatik olarak belirler mi?
Bence hayır.
Aynı şekilde “Türkiye'de üretiliyor” ifadesi de tek başına kalite garantisi değildir. Kaliteyi değerlendirmek için ürünün içeriği, üretim standartları, mevzuata uygunluğu, kullanıcı deneyimleri ve ürün bazındaki bilgiler gibi başka unsurlar da önemlidir.
Colgate-Palmolive, kendi kalite politikasında ürünlerin düzenleyici gerekliliklere uymasını ve kalite ile güvenlik standartlarının üretimden dağıtıma kadar süreçte gözetildiğini belirtiyor. Bu şirketin kendi beyanıdır; tüketici açısından yine ürün etiketini ve ilgili mevzuatı ayrıca değerlendirmek gerekir.
“Yerli ürün almak istiyorum” diyen biri Palmolive konusunda ne yapmalı?
Bence ilk adım, “yerli” kelimesini kendiniz için netleştirmek.
Eğer amacınız Türk sermayeli bir marka satın almaksa, Palmolive bu tanıma girmez; marka Colgate-Palmolive portföyündedir.
Eğer amacınız Türkiye'de üretilmiş bir ürün satın almaksa, tek tek ürünlerin ambalajındaki üretim bilgisine bakmanız gerekir.
Eğer amacınız Türkiye'deki üreticileri ve yerel tedarik zincirini desteklemekse, yalnızca marka adına bakmak yerine ürünün üreticisini, üretim yerini ve ilgili şirket bilgilerini incelemek daha anlamlı olur.
Yani alışverişte küçük bir “etiket dedektifliği” yapmak gerekiyor.
Şişeyi ters çevirin.
Üretici bilgisine bakın.
Üretim veya menşe bilgisini kontrol edin.
Gerekirse şirketin resmi sitesindeki marka ve kurumsal bilgileri inceleyin.
Sonra karar verin.
Barkod ise tek başına sihirli bir “milliyet makinesi” değil. Bir ürünün barkodundan bütün ekonomik hikâyeyi çıkarmaya çalışmak bazen kahve falından şirket analizi yapmaya benziyor.
Forumda en çok karıştırılan nokta: Marka başka, ürün başka
Bu ayrımı akılda tutarsak konu bir anda çok kolaylaşıyor.
Marka: Palmolive.
Markanın sahibi olduğu kurumsal yapı: Colgate-Palmolive.
Markanın tarihsel kökeni: ABD.
Türkiye'deki varlığı: Var.
Türkiye'de satılan belirli bir ürünün üretim yeri: Ürün ambalajından ayrıca kontrol edilmeli.
Bu dört satır, “Palmolive yerli malı mı?” tartışmasının büyük bölümünü çözüyor.
Üstelik Colgate-Palmolive'in Türkiye'ye yönelik resmi sitesinde Palmolive doğrudan şirketin kişisel bakım markaları arasında gösteriliyor.
Dolayısıyla “Palmolive Türkiye'de bulunuyor” ile “Palmolive Türk markasıdır” cümleleri birbirinin eş anlamlısı değil.
Peki benim deneyimim ne diyor?
Kişisel deneyim tarafında ise iş biraz daha eğlenceli.
Marka araştırırken insan bir noktadan sonra kendisini market rafında ürünlerin biyografisini okurken buluyor.
“Sen nerelisin?”
“Beni nereden aldın?”
“Üretim tesisin nerede?”
“Peki şirket sahibin kim?”
Ürün de muhtemelen içinden “Abi ben sadece duş jeliyim” diyor.
Ama tüketici açısından bu soruların sorulması gayet normal. Çünkü bugün insanlar yalnızca ürünün ne yaptığıyla değil, kimin tarafından üretildiği, nerede üretildiği ve hangi şirket yapısına bağlı olduğu ile de ilgilenebiliyor.
Özellikle yerli üretimi desteklemek isteyenler için bu araştırma daha da anlamlı hale geliyor.
Sonuç: Palmolive Türk markası değil, ama Türkiye ile bağı var
Toparlarsak, Palmolive'i Türk markası veya yerli sermayeli bir marka olarak tanımlamak doğru değil. Markanın kökeni Amerika Birleşik Devletleri'ne uzanıyor ve bugün Colgate-Palmolive'in küresel marka portföyünde yer alıyor. Colgate-Palmolive'in resmi tarihçesi Palmolive'in 1898'de ortaya çıktığını ve daha sonra şirketin birleşmeleriyle bugünkü yapıya dahil olduğunu gösteriyor.
Öte yandan Colgate-Palmolive Türkiye'de faaliyet gösteriyor ve Palmolive Türkiye'deki resmi marka portföyünde bulunuyor.
Dolayısıyla en doğru ifade şu olur:
Palmolive, kökeni ve marka sahipliği açısından yerli Türk markası değildir. Türkiye'de ise resmi olarak faaliyet gösteren ve ürünleri Türkiye pazarında bulunan küresel bir markadır. Belirli bir Palmolive ürününün Türkiye'de üretilip üretilmediği ise ürünün ambalajındaki üretim bilgisi kontrol edilerek anlaşılmalıdır.
Bence bu konunun asıl güzel tarafı da burada.
“Yerli mi, yabancı mı?” diye iki kutuya ayırmak yerine biraz daha ayrıntılı düşününce alışverişin aslında ne kadar karmaşık olduğunu görüyoruz.
Bir dahaki sefere markette Palmolive şişesini elinize aldığınızda belki sadece kokusuna bakmayacaksınız.
Şişeyi çevireceksiniz.
Etiketi okuyacaksınız.
Belki üretim yerini kontrol edeceksiniz.
Ve içinizden şu soruyu geçireceksiniz:
“Ben aslında marka mı satın alıyorum, ürün mü satın alıyorum, yoksa arkasındaki ekonomik hikâyeye de oy mu veriyorum?”
İşte bence “yerli malı” tartışmasının gerçekten ilginç tarafı tam olarak burada başlıyor.
Kaynak tekrarlarını tek yerde toplaBaşlığı cinsiyet klişesinden arındır
Kaynak tekrarlarını tek yerde topla
Başlığı cinsiyet klişesinden arındır
Kısa cevabı daha görünür yap
Ama tanıdıklık ile yerellik aynı şey değil.
Colgate-Palmolive bugün 200'den fazla ülke ve bölgede ürünlerini satan küresel bir şirket olduğunu belirtiyor. Palmolive de şirketin kişisel bakım markaları arasında yer alıyor.
Bu nedenle Palmolive'in Türkiye'deki varlığı, markanın Türk markası olduğunu değil, küresel bir markanın Türkiye pazarında güçlü biçimde faaliyet gösterdiğini gösteriyor.
Aslında küreselleşmenin günlük hayattaki en güzel örneklerinden biri bu.
Şampuan banyoda Türkçe konuşuyor, şirket New York merkezli, ürün Türkiye'de üretilmiş olabilir, kullanılan ham maddelerin tedarik zinciri ise birden fazla ülkeye uzanabilir.
Global ekonomi bazen gerçekten “kahvaltıda menemen, öğlen toplantı, akşam uluslararası tedarik zinciri” şeklinde yaşanıyor.
Palmolive'in geçmişi düşündüğümden çok daha eskiymiş
Benim özellikle dikkatimi çeken noktalardan biri markanın yaşı oldu.
Palmolive'in tarihi 1898'e kadar uzanıyor. Colgate-Palmolive'in resmi tarihçesine göre Palmolive Soap ilk kez o yıl tanıtılıyor. Marka daha sonra 1926'daki Palmolive-Peet birleşmesi ve 1928'deki Colgate birleşmesiyle bugünkü şirket yapısına doğru ilerliyor.
Yani bugün duşta elimizde tuttuğumuz şişenin arkasında bir asırdan uzun süren bir marka hikâyesi var.
Bu da bana şunu düşündürüyor:
Bir ürünün “yerli” veya “yabancı” olması, onun kalitesini otomatik olarak belirler mi?
Bence hayır.
Aynı şekilde “Türkiye'de üretiliyor” ifadesi de tek başına kalite garantisi değildir. Kaliteyi değerlendirmek için ürünün içeriği, üretim standartları, mevzuata uygunluğu, kullanıcı deneyimleri ve ürün bazındaki bilgiler gibi başka unsurlar da önemlidir.
Colgate-Palmolive, kendi kalite politikasında ürünlerin düzenleyici gerekliliklere uymasını ve kalite ile güvenlik standartlarının üretimden dağıtıma kadar süreçte gözetildiğini belirtiyor. Bu şirketin kendi beyanıdır; tüketici açısından yine ürün etiketini ve ilgili mevzuatı ayrıca değerlendirmek gerekir.
“Yerli ürün almak istiyorum” diyen biri Palmolive konusunda ne yapmalı?
Bence ilk adım, “yerli” kelimesini kendiniz için netleştirmek.
Eğer amacınız Türk sermayeli bir marka satın almaksa, Palmolive bu tanıma girmez; marka Colgate-Palmolive portföyündedir.
Eğer amacınız Türkiye'de üretilmiş bir ürün satın almaksa, tek tek ürünlerin ambalajındaki üretim bilgisine bakmanız gerekir.
Eğer amacınız Türkiye'deki üreticileri ve yerel tedarik zincirini desteklemekse, yalnızca marka adına bakmak yerine ürünün üreticisini, üretim yerini ve ilgili şirket bilgilerini incelemek daha anlamlı olur.
Yani alışverişte küçük bir “etiket dedektifliği” yapmak gerekiyor.
Şişeyi ters çevirin.
Üretici bilgisine bakın.
Üretim veya menşe bilgisini kontrol edin.
Gerekirse şirketin resmi sitesindeki marka ve kurumsal bilgileri inceleyin.
Sonra karar verin.
Barkod ise tek başına sihirli bir “milliyet makinesi” değil. Bir ürünün barkodundan bütün ekonomik hikâyeyi çıkarmaya çalışmak bazen kahve falından şirket analizi yapmaya benziyor.
Forumda en çok karıştırılan nokta: Marka başka, ürün başka
Bu ayrımı akılda tutarsak konu bir anda çok kolaylaşıyor.
Marka: Palmolive.
Markanın sahibi olduğu kurumsal yapı: Colgate-Palmolive.
Markanın tarihsel kökeni: ABD.
Türkiye'deki varlığı: Var.
Türkiye'de satılan belirli bir ürünün üretim yeri: Ürün ambalajından ayrıca kontrol edilmeli.
Bu dört satır, “Palmolive yerli malı mı?” tartışmasının büyük bölümünü çözüyor.
Üstelik Colgate-Palmolive'in Türkiye'ye yönelik resmi sitesinde Palmolive doğrudan şirketin kişisel bakım markaları arasında gösteriliyor.
Dolayısıyla “Palmolive Türkiye'de bulunuyor” ile “Palmolive Türk markasıdır” cümleleri birbirinin eş anlamlısı değil.
Peki benim deneyimim ne diyor?
Kişisel deneyim tarafında ise iş biraz daha eğlenceli.
Marka araştırırken insan bir noktadan sonra kendisini market rafında ürünlerin biyografisini okurken buluyor.
“Sen nerelisin?”
“Beni nereden aldın?”
“Üretim tesisin nerede?”
“Peki şirket sahibin kim?”
Ürün de muhtemelen içinden “Abi ben sadece duş jeliyim” diyor.
Ama tüketici açısından bu soruların sorulması gayet normal. Çünkü bugün insanlar yalnızca ürünün ne yaptığıyla değil, kimin tarafından üretildiği, nerede üretildiği ve hangi şirket yapısına bağlı olduğu ile de ilgilenebiliyor.
Özellikle yerli üretimi desteklemek isteyenler için bu araştırma daha da anlamlı hale geliyor.
Sonuç: Palmolive Türk markası değil, ama Türkiye ile bağı var
Toparlarsak, Palmolive'i Türk markası veya yerli sermayeli bir marka olarak tanımlamak doğru değil. Markanın kökeni Amerika Birleşik Devletleri'ne uzanıyor ve bugün Colgate-Palmolive'in küresel marka portföyünde yer alıyor. Colgate-Palmolive'in resmi tarihçesi Palmolive'in 1898'de ortaya çıktığını ve daha sonra şirketin birleşmeleriyle bugünkü yapıya dahil olduğunu gösteriyor.
Öte yandan Colgate-Palmolive Türkiye'de faaliyet gösteriyor ve Palmolive Türkiye'deki resmi marka portföyünde bulunuyor.
Dolayısıyla en doğru ifade şu olur:
Palmolive, kökeni ve marka sahipliği açısından yerli Türk markası değildir. Türkiye'de ise resmi olarak faaliyet gösteren ve ürünleri Türkiye pazarında bulunan küresel bir markadır. Belirli bir Palmolive ürününün Türkiye'de üretilip üretilmediği ise ürünün ambalajındaki üretim bilgisi kontrol edilerek anlaşılmalıdır.
Bence bu konunun asıl güzel tarafı da burada.
“Yerli mi, yabancı mı?” diye iki kutuya ayırmak yerine biraz daha ayrıntılı düşününce alışverişin aslında ne kadar karmaşık olduğunu görüyoruz.
Bir dahaki sefere markette Palmolive şişesini elinize aldığınızda belki sadece kokusuna bakmayacaksınız.
Şişeyi çevireceksiniz.
Etiketi okuyacaksınız.
Belki üretim yerini kontrol edeceksiniz.
Ve içinizden şu soruyu geçireceksiniz:
“Ben aslında marka mı satın alıyorum, ürün mü satın alıyorum, yoksa arkasındaki ekonomik hikâyeye de oy mu veriyorum?”
İşte bence “yerli malı” tartışmasının gerçekten ilginç tarafı tam olarak burada başlıyor.
Kaynak tekrarlarını tek yerde toplaBaşlığı cinsiyet klişesinden arındır
Kaynak tekrarlarını tek yerde topla
Başlığı cinsiyet klişesinden arındır
Kısa cevabı daha görünür yap