Erkek aşkı ne zaman biter ?

mudhaber

Global Mod
Global Mod
Tek taraflı çaba: Bir ilişkide sorunları yalnızca bir kişi konuşmaya açıyor, özür diliyor, değişmeye çalışıyor ve ortak zaman yaratıyorsa zamanla tükenmişlik yaşayabilir. Bu kişi erkek de kadın da olabilir. Sürekli çaba gösteren taraf, bir noktada ilişkinin karşılıklı değil, tek başına taşınan bir sorumluluk olduğunu düşünebilir.

Duygusal uyumun kaybolması: İnsanlar yıllar içinde değişir. Gençlik döneminde ortak ilgi alanları ve yoğun çekim üzerine kurulan bir ilişki, ilerleyen yıllarda farklı hedeflerle karşılaşabilir. Bu değişim her zaman bir tarafın hatalı olduğu anlamına gelmez. Bazen iki insanın ihtiyaçları, yaşam biçimleri ve gelecek tasarımları birbirinden uzaklaşır.

2010 yılında yayımlanan ve evlilik dışı romantik ilişkilerin sona ermesini inceleyen bir meta-analiz, 33 yıla yayılan 137 araştırmadan ve 37.761 katılımcıdan elde edilen verileri değerlendirmiştir. Araştırmada bağlılık, sevgi, partneri benliğinin bir parçası olarak görme ve ilişkiye bağımlılık gibi değişkenler, ayrılıkla ilişkili güçlü göstergeler arasında bulunmuştur.

Bu sonuç, ayrılıkların yalnızca romantik heyecanın azalmasıyla açıklanamayacağını gösterir. İnsanın ilişkiye ne ölçüde bağlı olduğu, partnerini hayatının ne kadar merkezine yerleştirdiği ve birlikte kalmak için ne kadar istekli olduğu da önemlidir.

Kaynak: Le, B. ve Agnew, C. R. (2010). Predicting nonmarital romantic relationship dissolution: A meta-analytic synthesis. Personal Relationships.

7. Aşkın Bitmesi ile İlk Heyecanın Azalması Arasındaki Fark

Bence ilişkilerde yapılan en büyük hatalardan biri, ilk dönemdeki heyecanı kalıcı aşkın tek ölçütü olarak kabul etmektir.

Yeni başlayan bir ilişkide insanlar birbirlerini tanımaya çalışır. Mesajlar daha sık atılabilir, küçük ayrıntılar daha fazla önemsenebilir ve birlikte geçirilen zaman daha heyecan verici hissedilebilir. İlişkinin ilerleyen dönemlerinde ise iki insan birbirinin alışkanlıklarını tanımaya başlar. Her gün uzun telefon konuşmaları yapmak veya sürekli romantik sürprizler hazırlamak zorunlu olmaktan çıkabilir.

Bu değişim bazen yanlış anlaşılır. Bir kadın, partnerinin artık eskisi kadar heyecanlı davranmadığını görerek sevgisinin azaldığını düşünebilir. Erkek ise ilişkinin güvenli bir aşamaya geçtiğini ve her gün aynı yoğunluğu yaşamanın mümkün olmadığını düşünebilir.

Ancak burada önemli bir ayrım vardır: İlk heyecanın azalmasıyla birlikte karşılıklı ilgi, saygı, şefkat ve yakınlık devam ediyorsa ilişki farklı ama sağlıklı bir aşamaya geçmiş olabilir. Buna karşılık heyecanın azalmasına kayıtsızlık, küçümseme, sürekli kaçınma ve ilişkiyi sürdürmek için hiçbir çaba göstermeme eşlik ediyorsa daha ciddi bir sorun söz konusu olabilir.

Robert J. Sternberg'in 1986 yılında yayımlanan aşk üçgeni kuramı, bu ayrımı anlamak için yararlı bir çerçeve sunar. Kurama göre aşk; yakınlık, tutku ve bağlılık bileşenlerinden oluşur. Bu bileşenlerin her biri farklı yoğunluklarda yaşanabilir.

Örneğin, uzun yıllardır evli bir çiftin fiziksel tutkusu ilk yıllara göre azalmış olabilir. Buna rağmen birbirlerine güveniyor, sorunlarını konuşuyor ve zor zamanlarda destek oluyorlarsa ilişkilerindeki yakınlık ve bağlılık devam ediyor olabilir.

Başka bir çiftte ise yoğun fiziksel çekim sürerken güven ve karşılıklı sorumluluk eksik kalabilir. Bu nedenle yalnızca romantik heyecana bakarak ilişkinin sağlıklı olup olmadığına karar vermek mümkün değildir.

Kaynak: Sternberg, R. J. (1986). A triangular theory of love. Psychological Review, 93(2), 119–135. https://doi.org/10.1037/0033-295X.93.2.119

8. Araştırmalara Göre İletişim Aşkın Sürmesinde Ne Kadar Önemli?

İlişkinin geleceğini anlamaya çalışırken iletişim biçimi önemli bir değerlendirme alanıdır. Ancak iyi iletişimin bütün sorunları ortadan kaldıracağını veya her ayrılığı önleyebileceğini düşünmek doğru olmaz.

Kanter ve çalışma arkadaşlarının 2022 yılında Journal of Marriage and Family dergisinde yayımlanan meta-analizi, çiftler arasındaki iletişim davranışlarını inceleyen 64 ikili araştırmayı ve 1.784 istatistiksel tahmini değerlendirmiştir.

Araştırmacılar, olumlu ve olumsuz iletişim davranışlarının sonraki ilişki kalitesiyle anlamlı fakat genel olarak küçük düzeyde ilişkiler gösterdiğini bildirmiştir. Olumsuz iletişim davranışları ile ilişkinin sona ermesi arasında da anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna karşılık olumlu iletişim davranışlarının ayrılığı önceden tahmin etme gücü istatistiksel açıdan anlamlı bulunmamıştır.

Bu sonuç özellikle önemlidir. Çünkü insanlar bazen iyi iletişim kurduklarında ilişkilerinin kesinlikle kurtulacağını düşünür. Oysa iletişim, ilişkinin geleceğini etkileyen faktörlerden yalnızca biridir. Temel değerlerin uyuşmaması, güvenin onarılamaması, yaşam hedeflerinin farklılaşması veya taraflardan birinin ilişkiyi sürdürmek istememesi durumunda doğru iletişim bile ayrılığı engellemeyebilir.

Günlük hayattan bir örnek verelim.

Bir çift, ev işleri konusunda sürekli tartışıyor olsun. Erkek, işten sonra dinlenmek istediğini söylerken kadın evdeki sorumlulukların paylaşılmadığını düşünüyor. Birbirlerini suçlamak yerine görevleri açıkça paylaşmaları ve düzenli olarak değerlendirmeleri, çatışmayı azaltabilir.

Ancak aynı çiftin asıl sorunu yalnızca ev işleri değil, taraflardan birinin diğerinin ihtiyaçlarını önemsememesi ise görev listesi hazırlamak tek başına yeterli olmayacaktır. Burada davranışsal bir düzenlemenin yanı sıra karşılıklı anlayış ve sorumluluk alma isteği de gerekir.

Kaynak: Kanter, J. B., Lavner, J. A., Lannin, D. G., Hilgard, J. ve Monk, J. K. (2022). Does couple communication predict later relationship quality and dissolution? A meta-analysis. Journal of Marriage and Family, 84(2), 533–551. https://doi.org/10.1111/jomf.12804

9. Erkeklerin Aşkının Bittiğini Anlamak İçin Hangi Sorular Sorulmalı?

Partnerinin davranışlarında değişiklik fark eden birinin ilk tepkisi, bu değişimin nedenini tahmin etmeye çalışmak olabilir. Fakat tahminler çoğaldıkça yanlış anlamalar da artabilir. Daha sağlıklı bir yaklaşım, gözlemlenen davranışları somutlaştırmak ve karşı tarafın ne düşündüğünü doğrudan anlamaya çalışmaktır.

Örneğin, “Artık beni sevmiyorsun” demek yerine “Son zamanlarda birlikte daha az vakit geçiriyoruz ve aramızdaki yakınlığın azaldığını hissediyorum. Sen bu değişimi nasıl görüyorsun?” diye sormak, daha açık bir konuşmanın önünü açabilir.

Bu soruda hem gözlemlenen davranış hem de kişinin kendi duygusu ifade edilir. Karşı tarafa niyetini açıklama fırsatı tanınır; aynı zamanda yaşanan sorunun üzeri örtülmez.

Konuşma sırasında şu noktalar üzerinde durulabilir:

- İlişkide son zamanlarda değişen şey tam olarak ne?

- Bu değişim belirli bir olaydan sonra mı başladı, yoksa yavaş yavaş mı gelişti?

- Taraflardan biri kendisini yalnız, değersiz veya anlaşılmamış hissediyor mu?

- Her iki taraf da ilişkiyi sürdürmek istiyor mu?

- Sorunların çözümü için somut adımlar atmaya istekli olan var mı?

- Geleceğe ilişkin temel beklentiler hâlâ örtüşüyor mu?

Bu soruların amacı partneri sorguya çekmek değildir. Amaç, ilişkinin mevcut durumunu iki tarafın da dürüstçe değerlendirebilmesidir.

Burada özellikle altını çizmek istediğim bir nokta var: Bir insanın aşkının bittiğini yalnızca mesajlarının sıklığından, sosyal medyadaki davranışlarından veya eskisi kadar romantik olmamasından kesin biçimde anlamak mümkün değildir. Davranışlar ipucu olabilir, ancak kişinin kendi açıklaması ve uzun vadeli tutarlılığı da önemlidir.
 
Üst