Düz memurlar nerede çalışır ?

Sena

Yeni Üye
Düz Memurlar Nerede Çalışır? Kamu Hizmetinin Görünmeyen Omurgasına Bilimsel Bir Bakış

Bir süredir “düz memur” ifadesinin aslında ne kadar geniş bir çalışma dünyasını gizlediğini düşünüyorum. Günlük konuşmalarda bu ifade çoğu zaman “masa başında evrak yapan, devlet dairesinde çalışan kişi” gibi dar bir anlamda kullanılıyor. Oysa kamu yönetimi literatürüne biraz yakından bakınca, bu tanımın hem eksik hem de yanıltıcı olduğu görülüyor. Bir memurun nerede çalıştığı; bağlı olduğu kurum, kadro unvanı, hizmet sınıfı, merkez veya taşra teşkilatında bulunması ve yaptığı işin niteliğine göre ciddi biçimde değişebiliyor.

Bu nedenle konuyu yalnızca “hangi kurumlarda çalışırlar?” sorusuyla değil, “kamu hizmetinin hangi noktalarında görev yaparlar ve vatandaşla devlet arasındaki ilişkiyi nasıl etkilerler?” sorusuyla incelemek daha anlamlı. Aşağıda bunu mevzuat, kamu yönetimi araştırmaları, istatistikler ve toplumsal davranış üzerine hakemli çalışmalar ışığında ele alalım.

“Düz memur” aslında bilimsel bir kadro tanımı değildir

Öncelikle önemli bir kavram ayrımı yapmak gerekiyor. “Düz memur” Türkiye’de mevzuatta bütün memurları kapsayan resmi bir unvan değildir. Günlük dilde genellikle uzman, müfettiş, mühendis, öğretmen, doktor, polis veya yönetici gibi daha belirgin meslek ve kariyer unvanlarından ayrıştırmak amacıyla kullanılır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ise memurları farklı hizmet sınıfları ve kadrolar üzerinden değerlendirir. Dolayısıyla halk arasında “düz memur” denilen kişi; bir bakanlığın il müdürlüğünde, belediyede, üniversitenin idari birimlerinde, sosyal güvenlik kurumlarında veya başka bir kamu kuruluşunda farklı görevler üstlenebilir. Kamu personel sisteminde merkez ve taşra teşkilatı ayrımı da bu noktada önemlidir. Örneğin SGK mevzuatındaki personel düzenlemelerinde merkez teşkilatı ile sosyal güvenlik il müdürlükleri ve sosyal güvenlik merkezlerinden oluşan taşra teşkilatı açık biçimde ayrılmaktadır. Resmi Gazete

Bu nedenle “düz memur nerede çalışır?” sorusunun tek bir cevabı yoktur.

Daha doğru soru şudur:

“657 sayılı Kanun kapsamındaki idari nitelikli memurlar hangi kamu kurumlarının hangi birimlerinde görev yapabilir?”

Bakanlıklarda çalışan memurlar

Düz memur denildiğinde akla ilk gelen çalışma alanlarından biri bakanlıklardır.

Ankara’daki bakanlık merkez teşkilatlarında çalışan memurların önemli bir bölümü doğrudan vatandaşla karşılaşmadan idari süreçleri yürütür. Evrak kayıt, yazışma, personel işlemleri, satın alma, bütçe, arşiv, bilgi işlem süreçlerinin idari tarafı, dosyalama, raporlama ve kurumlar arası yazışmalar bunlardan bazılarıdır.

Fakat bakanlıkların tamamı Ankara’daki merkez binalarından ibaret değildir. İl müdürlükleri, ilçe birimleri ve çeşitli taşra teşkilatları nedeniyle aynı bakanlığın memuru Türkiye'nin farklı şehirlerinde görev yapabilir.

Bu ayrım, “memur = Ankara'da masa başında çalışan kişi” şeklindeki yaygın algının neden hatalı olduğunu gösteriyor.

Örneğin Resmî Gazete’deki kamu personeli düzenlemelerinde il müdürlükleri, valilikler ve çeşitli yerel birimler üzerinden yürütülen görevlerin bulunduğu görülmektedir. Resmi Gazete

Valilik ve kaymakamlık gibi idari yapılarda

Vatandaşın devletle doğrudan temas ettiği yerlerden biri de mülki idare sistemidir.

Valilik ve kaymakamlıklarda görev yapan idari personel; yazışmaların yürütülmesi, başvuruların alınması, dosyaların hazırlanması, kurumlar arası koordinasyon, çeşitli izin ve idari işlemler, vatandaş taleplerinin ilgili birimlere yönlendirilmesi gibi görevlerde bulunabilir.

Buradaki çalışma, klasik anlamdaki “evrak işi”nden daha karmaşıktır. Çünkü memurun yaptığı işlem çoğu zaman başka bir kamu kurumunun kararını, vatandaşın başvurusunu veya idari bir sürecin devamını etkiler.

Kamu yönetimi araştırmacısı Michael Lipsky'nin “street-level bureaucracy” yaklaşımı tam burada önem kazanır. Lipsky, kamu hizmetini vatandaşla doğrudan temas noktasında uygulayan çalışanların yalnızca emirleri mekanik biçimde uygulamadığını, uygulama sürecinde belirli ölçüde takdir ve yorum alanına sahip olduklarını savunmuştur. Sage Journals+1

Dolayısıyla sıradan görünen bir masa başı işlemi bile devletin vatandaş tarafından nasıl deneyimlendiğini etkileyebilir.

Belediyelerde düz memur ne yapar?

Belediyeler, memurların çalışabileceği en görünür alanlardan biridir.

Belediye bünyesinde çalışan idari personel; yazı işleri, insan kaynakları, mali işler, ruhsat süreçleri, arşiv, sosyal hizmetlerle ilgili idari işlemler, evrak yönetimi, meclis kararlarının idari süreçleri ve çeşitli başvuru işlemlerinde görev alabilir.

Ancak belediyelerde çalışan herkesin “memur” olmadığını özellikle vurgulamak gerekiyor. Belediyelerde memur, işçi ve farklı sözleşmeli personel statülerinde çalışan kişiler bulunabilir.

Bu ayrım önemli; çünkü kamu çalışanı olmak ile 657 sayılı Kanun'a tabi devlet memuru olmak aynı kavram değildir.

Kamu yönetimi literatüründe yerel yönetimlerde çalışan ön saftaki personelin kararların uygulanmasında aktif rol oynadığı uzun süredir tartışılıyor. Durose'nin İngiltere yerel yönetimleri üzerine araştırması, ön safta çalışan personelin yalnızca kendilerine verilen kuralları uygulayan pasif aktörler olmadığını; değişen kurumsal koşullarda çözüm üretmek ve uygulamayı şekillendirmek zorunda kaldığını gösteriyor. Sage Journals

Türkiye'deki belediye çalışanlarının deneyimi birebir aynı kabul edilemez; fakat teorik açıdan benzer bir soru ortaya çıkıyor:

Vatandaşın devletle karşılaştığı son noktadaki memurun davranışı, kamu politikasının başarısını ne kadar etkiliyor?

Üniversitelerde çalışan idari memurlar

Üniversitelerde de “düz memur” olarak nitelendirilen idari personel görev yapabilir.

Öğrenci işleri, personel işleri, yazı işleri, strateji geliştirme, mali işler, evrak ve arşiv, fakülte ve yüksekokul sekreterlikleri gibi çeşitli idari birimlerde memurlar bulunabilir.

Burada ilginç olan nokta, memurun yaptığı işin yalnızca devlet-vatandaş ilişkisi şeklinde düşünülmemesidir. Üniversite memuru aynı zamanda öğrenci, akademisyen, yönetici ve diğer idari birimler arasında koordinasyon sağlar.

Bir öğrencinin kayıt işleminin zamanında tamamlanması, mezuniyet belgesinin hazırlanması veya akademik bir işlemin doğru birime yönlendirilmesi teknik olarak küçük işler gibi görünse de birey açısından oldukça önemli sonuçlar doğurabilir.

Bu durum kamu hizmetlerinin neden yalnızca “kanun uygulaması” olarak incelenemeyeceğini gösteriyor.

SGK, İŞKUR ve benzeri kurumlarda

Sosyal güvenlik ve çalışma hayatıyla ilişkili kamu kurumları, memurların vatandaşla yoğun temas ettiği alanlardır.

SGK il müdürlükleri ve sosyal güvenlik merkezleri buna iyi bir örnektir. Buradaki idari personel vatandaşların sosyal güvenlik süreçleriyle ilgili başvurularını alabilir, belgeleri kontrol edebilir, dosya ve kayıt işlemlerini yürütebilir ve başvuruları ilgili süreçlere aktarabilir.

Benzer biçimde İŞKUR'un taşra teşkilatında vatandaşların işgücü piyasasına ilişkin hizmetlerden yararlanmasına yönelik çeşitli idari süreçler yürütülür.

Bu noktada memurun işinin önemli bir boyutu ortaya çıkıyor: bilginin yönetimi.

Prottas'ın klasik araştırması, ön safta çalışan kamu görevlilerinin vatandaş ile kurum arasında bilgi aktarımı açısından önemli bir konumda bulunduğunu ortaya koymuştur. Araştırma, bu çalışanların kurumun vatandaş hakkındaki bilgiyi nasıl elde ettiği ve işlediği bakımından belirli bir etkiye sahip olduğunu tartışır. Sage Journals

Yani memur yalnızca bilgisayar ekranına veri giren kişi değildir; kamu hizmetinin bilgi akışında bir “aracı”dır.

Sağlık ve sosyal hizmet kurumlarında durum farklı mı?

Hastaneler, sosyal hizmet merkezleri ve benzeri kamu kuruluşlarında da idari görevlerde bulunan memurlar olabilir.

Burada işin sosyal boyutu daha görünür hale gelir. Çünkü vatandaşın kuruma başvurma nedeni çoğu zaman sağlık, ekonomik güçlük, yaşlılık, engellilik veya ailevi sorunlar gibi hassas konularla bağlantılıdır.
 
Üst