Devalüasyon iyi midir ?

mudhaber

Global Mod
Global Mod


Bu konuyu düşünürken benim için en dikkat çekici nokta şu: Döviz kurunun yükselmesini yalnızca ekrandaki bir rakam olarak değerlendirmek mümkün değil. Kur arttığında bunun etkisini market alışverişinde, akaryakıt fiyatında, elektronik ürünlerde, kiralarda, işletmelerin maliyetlerinde ve hatta geleceğe dair plan yaparken hissediyoruz. Kendi gözlemimde de kur hareketlerinin insanlarda yalnızca ekonomik değil, psikolojik bir belirsizlik yarattığını görüyorum. İnsanlar “Dolar yükseldi, ihracatçı kazanacak” cümlesini duyuyor ama aynı anda “Peki benim maaşım ne olacak?” diye düşünüyor.

Bu yüzden “Devalüasyon iyi midir?” sorusuna doğrudan evet veya hayır demek bana göre ekonomik açıdan fazla basit kalıyor. Devalüasyonun kimin açısından, hangi koşullarda, ne kadar süreyle ve hangi politikalarla birlikte gerçekleştiğine bakmak gerekiyor.

Öncelikle kavramları ayırmak önemli. Teknik anlamda devalüasyon, sabit veya yönetilen kur rejiminde ulusal paranın resmi değerinin aşağı çekilmesidir. Günümüzde özellikle dalgalı kur sistemlerinde ise daha çok “para biriminin değer kaybetmesi” veya “değer kaybı” ifadeleri kullanılır. Sonuç açısından benzer kanallar devreye girebilir: ithalat pahalanır, ihracatın yabancı para cinsinden fiyat avantajı artabilir ve enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşabilir.



Devalüasyon lehine en güçlü argümanlardan biri dış ticarettir. Yerli para değer kaybettiğinde, ülkenin ürettiği bazı mallar yabancı alıcılar açısından daha ucuz hale gelebilir. Teorik olarak bu durum ihracatı artırabilir.

Örneğin Türkiye'de bir ürünün maliyeti büyük ölçüde TL cinsinden oluşuyor ve ürün yurtdışına dolar veya avro üzerinden satılıyorsa, kurdaki değişim ihracatçının rekabet gücünü etkileyebilir. Ancak burada kritik bir ayrıntı var: İhracatçı her zaman tamamen yerli girdiler kullanmıyor.

Bir otomobil, makine, elektronik cihaz veya sanayi ürünü üretmek için ithal hammadde, enerji, ara malı ya da teknoloji gerekiyorsa kur artışı ihracatçının maliyetini de yükseltiyor. Dolayısıyla “kur yükseldi, ihracatçı kesin kazanır” şeklindeki yaklaşım doğru değil.

BIS'in gelişmekte olan ekonomiler üzerine çalışmaları da tam olarak bu noktaya dikkat çekiyor. Küresel değer zincirlerinin ve dolar cinsinden ticaret finansmanının yaygınlaşması, kur değer kaybının ihracat üzerindeki geleneksel olumlu etkisini zayıflatabiliyor. Hatta döviz borcu yüksek şirketlerde finansal koşulların sıkılaşması, ihracat artışının sağlayacağı avantajı önemli ölçüde azaltabiliyor. Bank for International Settlements+1

Yani stratejik açıdan bakarsak asıl soru “Kur ne kadar yükseldi?” değil, “Ekonominin üretim yapısı kur artışından ne kadar faydalanabilecek durumda?” olmalı.



Devalüasyonun en ciddi dezavantajlarından biri ithalat maliyetlerinin yükselmesidir.

Enerji, ilaç, makine, elektronik, hammadde veya ara malı ithalatına bağımlı bir ekonomi düşünelim. Ulusal para değer kaybettiğinde bu ürünlerin yerel para cinsinden maliyeti artar. Üretici de artan maliyeti fiyatlara yansıtmaya çalışır. Böylece kurdaki hareket zamanla tüketici fiyatlarına ulaşabilir.

BIS araştırmaları, gelişmekte olan ekonomilerde kur değişimlerinin enflasyona geçişinin gelişmiş ekonomilere kıyasla genellikle daha yüksek olduğunu gösteriyor. Kur geçişkenliğinin geçmişe göre azaldığı görülse de büyük değer kayıpları hâlâ ciddi fiyat baskısı oluşturabiliyor. Bank for International Settlements+1

Burada özellikle önemli bir ayrıntı var: Enflasyon sadece ithal ürünlerin fiyatının yükselmesinden ibaret değil. İnsanların ve işletmelerin gelecekte daha fazla fiyat artışı beklemesi de davranışları değiştiriyor.

Bir işletme “Gelecek ay dolar daha da yükselecek” diye düşünüyorsa bugünden fiyat artırabilir. Çalışan daha yüksek ücret talep edebilir. Ev sahibi kira beklentisini değiştirebilir. Tedarikçi daha yüksek fiyat isteyebilir. Böylece başlangıçta kurdan kaynaklanan bir şok, ekonominin tamamına yayılan daha kalıcı bir enflasyon sürecine dönüşebilir.

Bu nedenle kontrolsüz devalüasyon ile kontrollü kur ayarlamasını aynı kefeye koymak büyük hata olur.



Ekonomik tartışmalarda bazen “ihracat artacak, üretim canlanacak” deniliyor. Peki sıradan vatandaş açısından ne oluyor?

Eğer kişinin geliri kur artışı kadar veya daha hızlı artmıyorsa satın alma gücü düşebilir. Özellikle ithal mallar ve ithal girdi kullanan yerli ürünler pahalanır. Yurt dışı tatili, elektronik ürün, otomobil, bilgisayar veya bazı ilaç ve sağlık ürünleri daha pahalı hale gelebilir.

Burada toplumsal boyut da önemli. Erkeklerin bir kısmı meseleye daha çok “Geliri nasıl artırırım, hangi sektöre yatırım yaparım, ihracata nasıl yönelirim?” gibi stratejik ve çözüm odaklı sorularla yaklaşabilir. Kadınların bir kısmı ise “Bu değişim aile bütçesini, çocukların ihtiyaçlarını, yaşlıların bakımını ve gündelik yaşamı nasıl etkiler?” sorusunu daha görünür hale getirebilir. Fakat bunu kadınlar ve erkekler için değişmez özellikler gibi görmek doğru olmaz. Aynı şekilde stratejik düşünen, aile bütçesini önceleyen, analitik davranan veya son derece empatik yaklaşan insanlar her cinsiyette bulunabilir.

Bence burada önemli olan cinsiyet kalıbı değil, ekonominin farklı deneyimlerini aynı tartışmaya dahil edebilmek. Bir ekonomistin grafik üzerinden gördüğü “reel kur düzeltmesi”, bir ailenin bütçesinde “market alışverişinin zorlaşması” olarak ortaya çıkabilir.



Bence konunun en kritik ve çoğu zaman gözden kaçan taraflarından biri döviz borcudur.

Bir şirketin 10 milyon dolar borcu olduğunu düşünelim. Geliri büyük ölçüde TL olan bu şirket açısından ulusal paranın değer kaybetmesi borcun TL karşılığını artırır. Aynı durum döviz geliri olmayan veya döviz geliri borcunu karşılamayan şirketler için ciddi finansal risk oluşturabilir.

BIS de gelişmekte olan ekonomilerde döviz cinsinden borçların kur değer kaybı sırasında bilanço etkileri yarattığını ve finansal koşulları sıkılaştırabildiğini belirtiyor. Bank for International Settlements+1

Bu nedenle “devalüasyon ihracatçıyı destekler” cümlesi tek başına yetersizdir. İhracatçı şirketin aynı zamanda ne kadar ithal girdi kullandığına, ne kadar döviz borcu bulunduğuna ve fiyatlama gücünün ne olduğuna bakmak gerekir.
 
Üst