Cinsellik sevgilileri birbirine bağlar mı ?

starabla

Global Mod
Global Mod
Cinsellik Sevgilileri Birbirine Bağlar mı? Aşkın Yatak Odasındaki Hâli ve Kalbin Küçük Oyunları

Biraz Gülümseyerek Başlayalım: Aşk mı, Hormonlar mı, Yoksa İkisi Birden mi?

Arkadaşlar, şimdi dürüst olalım. İnsan âşık olunca dünyanın en mantıklı insanı bile bir anda romantik komedi karakterine dönüşebiliyor. Normalde telefonuna gelen mesajı üç iş günü içinde cevaplayan adam, sevgilisinden gelen bir kalp emojisini görünce ekran görüntüsü alıp yakın arkadaş grubuna analiz için gönderiyor. Kadın desen, akşam yemeğinde söylenen tek bir cümleyi gece yatağa yatınca üç farklı açıdan değerlendiriyor. Sonra bir bakmışsın, iki insan birbirini tanımaya çalışırken hem psikolog hem dedektif hem de zaman zaman ücretsiz ilişki danışmanı olmuş!

Peki bu işin içine cinsellik girince ne oluyor? İki insan arasındaki bağ güçleniyor mu, yoksa zaten var olan duygular daha mı görünür hâle geliyor?

Bence mesele yalnızca fiziksel yakınlık değil. Cinsellik, iki insanın birbirine nasıl yaklaştığını, ne kadar güvendiğini, sınırlarına nasıl saygı duyduğunu ve birlikte ne kadar rahat olabildiğini gösteren önemli bir alan. Bazen bir öpücük, uzun zamandır söylenemeyen duyguları anlatabiliyor. Bazen de fiziksel yakınlık yaşanmasına rağmen insan kendisini yapayalnız hissedebiliyor.

Yani sevgilileri birbirine bağlayan şey yalnızca yatak odasında yaşananlar değil; o odanın kapısından çıkınca birbirlerine nasıl davrandıkları da!

1. Cinsellik Gerçekten Duygusal Bağı Güçlendirir mi?

Kısa cevap: Evet, güçlendirebilir. Ancak her ilişkide aynı sonucu doğurmaz.

İki insan arasında karşılıklı istek, güven, şefkat ve iletişim varsa cinsellik, yakınlık duygusunu artırabilir. İnsan sevdiği kişiye fiziksel olarak yaklaşırken yalnızca bedenini değil, bazen savunmasızlığını ve kendisini olduğu gibi gösterme isteğini de paylaşır. Bu durum, ilişkinin duygusal tarafını besleyebilir.

Düşünsenize, gün boyunca herkesin karşısında güçlü görünmeye çalışan bir insan, akşam sevgilisinin yanında bütün yorgunluğunu bırakabiliyor. Saçları dağılmış, üzerinde eski bir tişört, elinde yarım kalmış bir çay… Üstelik karşısındaki kişi onu o hâliyle de seviyor. İşte yakınlık biraz da burada başlıyor.

Cinsellik sırasında ve sonrasında yaşanan dokunuşlar, sarılmalar ve şefkatli davranışlar, bazı kişilerde rahatlama ve bağlanma hissini destekleyebilir. Oksitosin gibi hormonlar da sosyal bağlanma ve yakınlık süreçlerinde rol oynar. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Oksitosin salgılanması, iki insanın kesinlikle birbirine âşık olacağı veya ilişkinin mutlaka güçleneceği anlamına gelmez.

Beynimiz, aşkı tek bir hormona teslim edecek kadar basit çalışmıyor. Öyle olsaydı her sarılmadan sonra evlilik teklifi verilmesi gerekirdi. Neyse ki insan beyni bu konuda biraz daha karmaşık!

Cinsellik, mevcut sevgi ve güven duygusunu besleyebilir; fakat olmayan bir sevgiyi otomatik olarak yaratmaz. Bir ilişkinin sağlamlığı, yaşanan yakınlığın anlamına ve iki insanın bu yakınlığa nasıl yaklaştığına da bağlıdır.

2. Erkekler İçin Cinsellik, Kadınlar İçin Duygusal Bağ mı? Bu Denklem Her Zaman Çalışır mı?

İlişkiler üzerine konuşurken sık sık şu cümleyle karşılaşıyoruz: Erkekler cinsellik ister, kadınlar ise duygusal yakınlık arar.

Bu düşüncenin bazı insanların deneyimlerini yansıtan bir tarafı olabilir. Ancak bunu bütün erkeklere ve kadınlara uyguladığımızda gerçek hayatı kaçırıyoruz.

Örneğin, sevgilisiyle tartıştığında hemen çözüm üretmeye çalışan bir erkek düşünelim. Sevgilisi iş yerinde yaşadığı bir sorunu anlatırken adam hemen devreye giriyor:

"Tamam, yarın yöneticinle konuş. Şu üç seçeneğin var. İstersen sana bir konuşma metni de hazırlayayım."

Kadın ise belki yalnızca anlaşılmak istiyor. "Bugün gerçekten çok yoruldum," derken bir proje yönetimi toplantısı başlatmayı amaçlamıyor!

Fakat burada erkek karakteri duyarsız diye etiketlemek de doğru olmaz. Belki çocukluğundan beri sorunları çözmenin sevgisini gösterme biçimi olduğunu öğrendi. Belki sevdiği insanın üzülmesine dayanamıyor ve elinden bir şey gelmesini istiyor.

Üstelik aynı durum kadınlarda da görülebilir. Bir kadın partnerinin yaşadığı soruna stratejik yaklaşabilir, çözüm seçeneklerini sıralayabilir ve duygularını daha sonra konuşmayı tercih edebilir. Başka bir erkek ise öncelikle dinlenmek, sarılmak ve anlaşıldığını hissetmek isteyebilir.

Asıl farkı çoğu zaman cinsiyetten çok kişilik, geçmiş deneyimler, iletişim alışkanlıkları ve ilişkinin içinde kurulan güven belirler.

Cinsellikte de benzer bir çeşitlilik vardır. Bazı insanlar fiziksel yakınlığı duygusal yakınlığın doğal bir devamı olarak yaşar. Bazıları içinse cinsel istek daha bağımsız bir şekilde ortaya çıkabilir. Bir kişi yakınlık yaşadıktan sonra duygusal olarak daha bağlı hissederken diğeri zaten hissettiği bağlılığı fiziksel olarak ifade ediyor olabilir.

Burada sevgililerin birbirine sorması gereken soru şudur: "Senin için cinsellik ne ifade ediyor?"

Bu sorunun cevabı, internetteki yüzlerce ilişki tavsiyesinden daha fazla şey anlatabilir.

3. Cinsellikte Güven: Asıl Bağ Nerede Kuruluyor?

Bir ilişkide fiziksel yakınlığın duygusal bağı güçlendirebilmesi için güven önemli bir unsurdur.

Güven, yalnızca partnerinin sadık olacağına inanmak değildir. Aynı zamanda istemediğin bir şeyi yapmak zorunda kalmayacağını, hayır dediğinde cezalandırılmayacağını ve kendini rahat hissetmediğinde bunu açıkça söyleyebileceğini bilmektir.

Mesela iki sevgili düşünelim. Birbirlerini çok seviyorlar ancak cinsellik konusunda beklentileri farklı. Biri daha sık fiziksel yakınlık istiyor, diğeri ise stresli dönemlerde isteğinin azaldığını fark ediyor.

İlk kişi bunu hemen "Artık beni çekici bulmuyor" şeklinde yorumlarsa sorun büyüyebilir. Diğeri de kendisini sürekli açıklama yapmak veya partnerini memnun etmek zorunda hissederse fiziksel yakınlık bir keyif alanından çıkıp görev listesine dönüşebilir.

Kimsenin aşkı, yapılacaklar listesinde bir madde olarak görmek istediğini sanmıyorum. Hele listenin başında "Çöpü çıkar, faturayı öde, romantik ol" yazıyorsa durum iyice karışır!

Oysa daha sağlıklı bir yaklaşım mümkün:

"Son zamanlarda daha az yakınlaşıyoruz. Bunun seni nasıl etkilediğini merak ediyorum. Ben de kendi hislerimi anlatmak istiyorum. Birbirimizi suçlamadan konuşabilir miyiz?"

Bu cümlede baskı yok, tehdit yok, zihin okuma çabası yok. İki insanın birbirini anlamaya çalışması var.

Cinsellikte güvenin önemli bir parçası da rızadır. Rıza, her iki tarafın da özgürce ve isteyerek katılım göstermesidir. İlişkinin uzun süredir devam ediyor olması, daha önce cinsel yakınlık yaşanmış olması veya sevgili olmak, kişinin her zaman hazır olduğu anlamına gelmez.

Sağlıklı bir ilişkide taraflar fikirlerini değiştirebilir, sınır koyabilir ve ihtiyaçlarını ifade edebilir. Bunlar sevgisizlik değil, karşılıklı saygının göstergeleridir.

Peki bir insanın yanında hem arzulanmış hem de güvende hissedebilmesi, ilişkinin bağını güçlendirmez mi?

Bence üzerinde düşünmeye değer asıl soru bu.
 
Üst